Karanfili Kurutmak | Anne Şiirleri Seçkisi



Karanfili Kurutmak

Suikast!
Serçe uçamadı
Kedi çoktan kavramıştı
Narin boynundan
Keskin dişlerini geçirdi gerdanına

Merhamet
Boş lakırtı
Doğal Seçilim
Vermişti kararını ezelden
Bulanırken toprağa serçe

Çalındı
betonarme apartmanın çelik kapısının zili.
Adını koyamadı hislerini kadın.
Heyecan mı yaptı ne?
Tekrar vuruldu kapı.
Nadir kalktığı yatağından
kalkmakta zorlandı kadın ilk once.
Adımlarını sıklaştırdı kapıya doğru
belinin sağ kısmına ağrı girerken.
Ne denirdi ki şimdi,
ne söylenirdi kapıya gelen misafire?
Kilidi indirdi kadın.
Kuryeymiş meğer!
Bir şeytan
geçmiş olacaktı
kurye ile kadının arasından,
bir esinti geldi
kadının kalbine.
Ağzını bıçak açmadı kuryenin.
Kuryenin değmedi gözleri
kadının gözlerine.
İşaret etti
Kadının imzalayacağı kağıdı.
Kalem tuttu elleri kadının.
Nasıl imzalanırdı?
Unutmuştu kadın
kağıdın üzerine bir çizik atmayı.
Düşündü…
İsminin baş harfini yazdı,
Başındaki A’yı uzattı,
Altına da
bir nokta karaladı.

Kadın
Bir kere değil,
İki kere döndürdü
bu sefer kapının anahtarını.
Kuruldu eşinin eskittiği iskemleye,
Ruhu bütün oldu kadının
Kırmızının en yakıştığı tona sahip
İskemle ile…
Yıttı zarfı kadın.
Çıkardı içinden özensiz yazılmış kağıdı.
Sesli okudu kadın
Tane tane,
“Anne”
diye başlayan cümleyi bitiremedi.
Ela gözlerinden istemsiz bir yaş süzüldü.
Kızına bir kin beslemezdi,
Besleyemezdi işte.
Bir nedeni yoktu
nefret etmek için
Ama artık sevmek için de…

Birkaç gün sonra tekrar çaldı kapı.
Kadın doğruldu yatağından yine.
Çekti tozlu sararmış perdeyi.
Laciverti siyaha çalan bir araba…
Anladı Anne,
limana vurdu
artık gemi.

İki sene sonra ilk defa gördü kızını.
Değişen sadece ruh mu?
Kızı elinden tuttu kadının
“Hadi, Anne? Geç kalacağız.”
“Kızım ben…”
“Anne, buradayım. Bak, döndüm.”
“İskemleyi de alsak olmaz mı kızım?”
“Aman, ne yapacaksın eskimiş kırık iskemleyi Anne?
Yenisini alırız emekli aylığın ile.
Evini de satarız, sen hiç merak etme!”
Anne sustu,
Sessizliği konuştu önce
“Bir o var, bana ondan hatıra kalan…”
Kızı elini karnına götürdü,
“Tamam, Anne. Haluk gelir birazdan. Nasıl taşırım şimdi ben?”
Arabaya binerken belki son kez bakacaktı
Anne,
Kilidi daha yeni vurulmuş terkedilmiş eve…

Öznur Derya Değirmencioğlu


Benzer İçerikler: