Edebiyat Yarışmaları Kazananlar


Yeşil Diyarın Yedinci Kapısı | Peri Masalı Yarışması Seçkisi

Bir varmış bir yokmuş, gökte yıldız pek çokmuş. Gökteki her yıldızın yeryüzünde bir peri sureti yaşarmış. Bu peri suretlerden kimisi farkındaymış olan bitenin, pek çoğu da kendini beşer sanır, peri olduğunu anlamadan göçüp gidermiş bu dünyadan. Neyse efendim sözü uzatmayalım evvel zamanlardan bir zamanda, çevresi yemyeşil ağaçlarla kaplı, ağaçların arkasında ne zaman yapıldığını kimsenin bilmediği surlarla korunan güzel bir ülke varmış. Yeşil Diyar’mış ülkenin adı. Yeşil Diyar’ın altı tane kapısı varmış. Her kapının da bir peri bekçisi.

Uzun Oğlan ve Su Perisi | Peri Masalı Yarışması Seçkisi

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, pireler berber iken, develer tellal iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten. Annem evde bekler imiş, sırtıma dağlar yükler imiş. O da yalan bu da yalan. Bu masal aklımda kalan. Çıktım tavan arasına. Buldum içi su dolu kırık bir testi. Kulağımı dayadım, içinde rüzgârlar esti. Buldum eski bir sandık. Anahtarı nerede? Kulağıma fısıldadı melekler, anahtarı karşıki derede. Eyvah dedim koptu bir fırtına. Koşup bindim karıncanın sırtına. Karıncanın sırtında bulutlara kadar çıktım. Ay dedeyle top oynadım, acıktım. Dere gibi hoşaflar içtim, dağlar gibi pilav yedim doymadım. Ambar ambar dolaşıp yediklerimi saymadım. Düştüm iğne deliğine, bilmem nasıl çıkalım. Size bir masalım var çocuklar, kulak verin bakalım.

Sevgi Ormanı | Peri Masalı Yarışması Seçkisi

Ne masum ve mutludur şu çocuklar, Onlar için keşfedilmemiş bir şeydir yalanlar, Hamurları sevgiden, gözlerinde parıltı, Keşke onlar yönetseydi dünyamızı…

Peri Diyarı | Peri Masalı Yarışması Seçkisi

Bir varmış bir yokmuş bütün masallara yan rol olan perilerin neden kendine özel bir masalının olmadığını düşünen Leyla adında küçük bir kız çocuğu varmış. Sabah akşam peri resimleri çizer, rengarenk kanatlarını boyarmış. Bu küçük sevimli ve sihirli varlıkların evini hayal ederek merakla uykuya dalarmış. Bir sabah bahçesinde oyunlar oynarken bir ağaç kovuğuna takılmış gözleri ve normalde karanlık olan kovuğun ışıl ışıl parladığını farketmiş. Merakla ve korkuyla kovuğa doğru yaklaşmış, tam başını içeriye uzatacakken gözlerinin etrafında yıldızlar parlamaya başlamış. Bir sürü renkli yıldız etrafında dönerek bir girdap oluşturmuş ve Leyla’yı çepeçevre sararak uçurmaya başlamışlar. Leyla gözleri kamaşmış bir halde yldızlardan başka bir şey göremez olmuş. Derken yavaş yavaş çiçekleri, yemyeşil ormanı görmeye başlamış ve bir de bakmış ki bambaşka bir yerde.

Müziğin Prensesi | Peri Masalı Yarışması Seçkisi

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Kaf dağının arkasındaki ülkelerin birinde güzelliğiyle dillere destan bir prenses yaşarmış. Bu prenses o kadar güzelmiş ki tüm ülkelerin prensleri onunla evlenebilmek için adeta birbirleriyle yarışırlarmış. Prensesin gönlü ise komşu ülkenin yakışıklı prensindeymiş. Bu prens yaptığı esprilerle etrafındaki herkesi güldürürmüş. Prensesi etkileyen en önemli özelliği de buymuş. Prensesin güzelliği zamanla kendine karşı bir hayranlığa dönüşmüş. Öyle ki prensin kendini sevmeme ihtimalini dahi düşünmezmiş. Günlerden bir gün prensesin kulağına prensin köylü bir kızı sevdiği dedikodusu gelmiş. Bu dedikodu hiç de asılsız değilmiş. Prensin gönlünü kaptırdığı bu köylü kız, her gün kasabada yaşayan yaşlı teyzesinin yanına gider, giderken de büyülü sesiyle şarkılar söylermiş. Kızın sesi o kadar güzelmiş ki adeta onun sesine köyde yaşayan hayvanlar, ağaçlar ve tüm tabiat eşlik edermiş. Onun sesini duyan her erkek ise oldukları yerde donakalır ve bu ses karşısında büyülenirlermiş. Sadece sesini duyanlar ona büyük bir hayranlık besler fakat yüzünü görenler onun bir prenses kadar güzel olmasını bekledikleri için hayal kırıklığına uğrarlarmış. Bu köylü kızın sesi ay gibi parladığı için köy halkı ona zamanla Ayses olarak seslenmeye başlamış. Ayrıca bu kız oldukça zekiymiş. Zekâsıyla tüm köyü kendine hayran bırakırmış. İşte bizim prens de bir gün atıyla gezintiye çıktığı ve kaybolduğu bir vakit bu kızla karşılaşmış. Prens kaybolduklarını söylediğinde Ayses onlara yardımcı olmuş. Gidene kadar sohbet etmişler. Kız prensin esprilerine kahkahayla gülerken onunla bir kez daha görüşebilmeyi arzulamış. Prens ise kızın verdiği cevaplardaki zekâsına ve billur sesine âşık olmuş. İşte bu haberi alan prenses sinirden deliye dönmüş.

Leo ve Luna | Peri Masalı Yarışması Seçkisi

Bir zamanlar dünya iki ülkeden oluşurmuş.Bir ülkenin adı Feza diğerinin adı Yerza imiş. Feza'da gök perileri,Yerza'da yer perileri yaşarmış.Bu iki ülke perileri bir türlü anlaşamazmış çünkü iki tarafta kendisinin daha üstün olduğunu düşünüyormuş.Gök perileri, yağmuru, rüzgarı, bulutları kontrol ettikleri için;yer perileri ise, toprağı işledikleri,madenleri çıkardıkları ve sayısız bitkiye sahip oldukları için övünürlermiş. Yıllardan beri süregelen bu düşmanlık yüzünden iki ülkenin halkının birbirleriyle görüşmeleri yasaklanmış.Aradan yıllar geçmiş gök ülkesinde Luna isimli bir peri kızı doğmuş.Bu kız çok tatlı,saf ve iyi yürekliymiş.Yer ülkesinde ise Leo isimli bir oğlan doğmuş. Bu oğlan çalışkan,merhametli ve yiğit bir periymiş. Bir gün Luna perinin canı çok sıkılmış.Yasak olmasına rağmen,merakını yenememiş ve yer ülkesine bakmaya karar vermiş. Kafasını bulutlardan eğdiği anda hayatında hiç görmediği güzelliklere şahit olmuş.Büyülenmiş adeta ve her gün Yerza'ya bakmaya başlamış.Bir gün bir su birikintisine bakıyormuş.Birden bir hışırtı duymuş önce ürpermiş daha sonra tekrar bakmaya devam edince bunun erkek bir yer perisi olduğunu anlamış.İzlemeye devam etmiş yer perisini.Bu peri Leo perinin ta kendisiymiş.Leo meyve ve odun topladıktan sonra dinlenmek için su kenarına oturmuş.O an da suda çok güzel bir kız görmüş.Ulaşmak için elini suya sokmuş ama görüntü kaybolmuş. O anda bu görüntünün gökyüzünden yansıdığını anlamış.Kafasını kaldırdığı an incilerden hatta aydan bile daha güzel bir kız görmüş. Daha sonra kızın gözlerine bakmış.Göz göze geldikleri anda birbirlerine tutulmuşlar. Ama Luna utanmış ve birden koşarak uzaklaşmış. Leo iç çekmiş ve şöyle söylemiş:

Kartepe Perisi | Peri Masalı Yarışması Seçkisi

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, Kalbur saman içinde Kartepe Perisi pencerede Çocuklara el sallarmış.

Peri Masalı Yarışması Masalları | Masal Seçkisi

3. Yarışmamız Peri Masalı Masal Yarışmasına tam 60 adet masal başvurdu. İlk 12'ye girip seçkide yer almayı hak eden masalları aşağıdan okuyabilir, içlerinden en beğendiğiniz masalı 6 Eylül tarihine kadar oylayabilirsiniz.

Üç Başlı Koca Kara Kaz ile Küçük Ömer | Peri Masalı Yarışması Seçkisi

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, evvel evvel olur, pireler tellal olur, periler ülkelerine sığmaz iken, kazanlar kazan doğururken peşi sıra, bir küçük yavrucak yaşarmış Kaf Dağı’nın ardında… Masal bu ya; günler harman, ipler urgan, üveyikler pinhan olmuş gel zaman, git zaman… Ceylanların gezdiği, sincapların koşturduğu bu yemyeşil dağlarda, meraklı mı meraklı, sevimli mi sevimli, hepsi de birbirinden kıymetli çocukları olan bir aile yaşarmış uzak diyarlarda... Yeşilliğin diyarında, tertemiz havası ve suyuyla dağlarda yaşayan, odun toplayan, çobanlık yaparak geçimini sağlayan bu ailenin üç evladı varmış. Anne ve babası çocuklarını çok seviyormuş ve de sürekli Allah’a şükür ediyorlarmış… Sürekli dillerinde; “bizim kıymetlilerimiz yeryüzündeki hazinelere değişilmez, çok şükür ya rabbim! Derlermiş”…

Sandıktaki Sır | Peri Masalı Yarışması Seçkisi

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, pireler berber iken, develer tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken vardım bir deniz kıyısına. Varımı yoğumu sattım, oltamı denize attım. Bekledim bir balık gelsin diye ama hiç balık gelmez. Niye? Oltaya takacak yem kalmayınca, yem alacak param olmayınca ben de boş oltayı sarkıtıverdim denize. Deniz birden kabardı. Köpük köpük dalgalandı. Oltaya takıldı bir balık. Tuttu çekti beni aşağıya. Ben düştüm oltayla suya. Ama oltayı bırakır mıyım? Bırakmadım tuttum sıkı sıkıya. Balık gider, ben giderim. Balık gider ben giderim. Biz derine gittikçe denizin dibi aydınlandı. Türlü sesler gelip kulağımda yankılandı. Sonunda balık döndü baktı geriye. Beni görünce dedi ki ‘’Oltayı bırakmadın ne diye?’’ Bir büyük mağaradan girdik içeriye. Türlü balık toplanmış bir ateşin etrafına. Dediklerimi yalan sanmayın sakın ha. Meğer denizin altında da bir masal ili varmış. Balıklar toplanıp masal anlatırlarmış. Sonra yaşlı bir dülger balığı başladı anlatmaya. Hadi buyurun sizde masala.

'İyi Ki' Perisi | Peri Masalı Yarışması Seçkisi

Bir zamanlar ormanda kalabalık ailesiyle yaşayan fakir bir oduncu varmış. Oduncunun yarı aç yarı tok bir hayatı olsa da altı güzel yavrusu ve iyi kalpli bir karısı olduğu için hâline hep şükredermiş.

Güç Veren Dost 'Bilgi' | Peri Masalı Yarışması Seçkisi

Yakın zamanların birinde, kapkara saçlı, masmavi gözlü bir çocuk yaşarmış. Bu çocuğun adı Selim’miş.

Ayakkabı | Peri Masalı Yarışması Seçkisi

Hangi masalın kime uygun olduğuna karar verme benim işim değil. Aslında benim işim masallara karışmak da değil. Ben bir masal anlatıcısıyım. Masallar nasıl gökten inerse öyle aktarırım dinlemek isteyenlere. Bir varmış bir yokmuş, bazen perilerin muzipliği tutar masallar inmezmiş. O zaman da iş başa düşermiş:ince bulutların üzerindeki periler ülkesinden masal anlatıcıları gider alırmış masalları.

Peri Masalı Yarışması Masalları | Masal Seçkisi

3. Yarışmamız Peri Masalı Masal Yarışmasına tam 60 adet masal başvurdu. İlk 12'ye girip seçkide yer almayı hak eden masalları aşağıdan okuyabilir, içlerinden en beğendiğiniz masalı 6 Eylül tarihine kadar oylayabilirsiniz.

Tanıdık Bir Kokunun Yok Oluşu | Bilimkurgu Öykü Yarışması Kazananı

Uzun bir yılan gibi kıvrılan patika yolun sonu, eskiden olduğu gibi ‘Eğitim Vadisine’ çıkmıyordu. Eskiden sadece eğitim vermek amacıyla oluşturulan beş okullu bir kampüs artık sanal sebze yetiştirmek için küresel bir üretim merkezi haline gelmişti. Şehirden uzakta kocaman bir alanda, etrafı elektirikli tellerle kaplı ve eski otoparkı şimdilerde bir soğuk hava deposu olarak kullanılan bu geniş meydan, onlarca helikopterle korunuyordu. Anılarımda burası öğrencilerle dolu, kıpır kıpır bir kampüsken şimdi soğuk, hastalıklı ve rutubet kokulu vahşi bir üretim fabrikasına dönüşmüştü. Belki bu fabrika neslimiz için olması gerektiği yerde ve kalitedeydi ama eskileri hatırladıkça bu duruma bir türlü alışamıyor, Hipodrom’un at kokulu sokaklarından, Millet Mahallesi’ne her inişimde, yaşadığım eğlenceli lise hatıraları peşimi bir türlü bırakmıyordu. Kampüs bekçilerinden gizlice kaçarak, öğle aralarında yemek yemeye gittiğimiz kaldırımlar şimdi pörsümüş birer balık iskeleti gibiydi ve bu düşünceler aklımdan geçerken ben şimdi yeni üretim merkezinin güvenliğinin önünde, iş başı yapmak için elimde hizbe bir güvenlik kartıyla sıra bekliyordum.

Ne Büyük Bir Nimet | Bilimkurgu Öykü Yarışması Kazananı

-Üç yıl, yedi ay, yirmi iki gün, on dört saat…

Hatıra Yaması | Bilimkurgu Öykü Yarışması Kazananı

Karanlık, evin içine dolduğunda gözlerini açtı. Bütün gündüz boyunca neden uyanmadığına şaşırmak istedi ama beynine yıldırım düşmüş gibi şaklayan acı, uykuyu önemsiz kıldı. Beyni, sanki milyonlarca kemirgen tarafından işgal edilmişti. Bir savaştan çıkmış gibi hissediyordu ama çevresine bakındığında kendisinden başka kimse de yoktu.

Veriyi Sil ve Kendini Yok Et | Bilimkurgu Öykü Yarışması Seçkisi

Ayakucuma düşen tüm sevinç ve heyecanlarımı toparlamaya çalışırken ismimi duydum. Garip ve büyülü bir dünyaya adım atmama dakikalar kalmıştı.

Tanıdık Bir Yüz | Bilimkurgu Öykü Yarışması Seçkisi

Beyzbol sopası ile banyo perdesinin arkasında kendini bekleyen yaratığa o kadar gözü dönmüş bir şekilde daldı ki yaratıkla işi bittiğinde sopa kırılmış ve elleri kanıyordu. Bir şey olmamışçasına çalışma odasına geri döndü. Ellerini havluya sildi. Bilgisayar ekranından sokağa bakan kamera görüntüsüne baktı. Hayır, sokakta kimse yoktu. Günlerdir kimse geçmiyordu. “Belki de herkes ölmüştür” dedi, kendi kendine. Çok acıktığını fark etti ve evin salonuna yöneldi. Salon konserve kutuları, kurutulmuş sebze meyveler ve sağa sola istiflenmiş bir sürü gıda malzemesi ile doluydu. Bir barbunya konservesi alıp mutfakta hızlıca yedi. Su filtresinden akan suya güvenemiyordu ama içmekten başka çaresi yoktu. “İşe yarasan iyi olur aptal aktif karbon filtresi” dedi suyu yudumladıktan sonra. Son zamanlarda kendiyle çokça konuşuyordu ama konuşmakta nefes almak gibi bir ihtiyaçtı. Bilgisayarın başına geçmek için giderken koridorun ucundaki yatak odasına gözü takıldı. Yatak çarşafı kabarık duruyordu. Mutfağa gidip bir ekmek bıçağı aldı. Kaçacak yer yoktu, evi son kalesiydi, savunmak zorundaydı. Bıçağı çarşafın kabarmış yerine sapladı. Yavaşça çekti çarşafı neyse ki sadece hava vardı. Orada o gölgemsi yaratıklarla karşılaşacağından çok korkmuştu. Aklına kameralara bakması gerektiği geldi. Koşa koşa çalışma odasına gitti.

Nisyan | Bilimkurgu Öykü Yarışması Seçkisi

Pastırma yazının hakkını layıkıyla vermek isteyen öğlen güneşi, bütün hünerlerini aynı anda sergilemeye çalışan yeni gelin gibi arabanın camlarından içeri aşkla hücum ediyordu. Haber müdürünün ani bir emriyle çıktıkları Yukarı Köy’ün anayol kısmı biteli epey olmuş, arkalarında bıraktıkları altın sarısı toz bulutuna aldırmadan sessizce ilerliyorlardı. Hafta sonundan beri köyden doğru düzgün bir haber alınamamıştı. Durumda herhangi bir ilerleme görülmedikçe çeşitli söylentiler türemeye başlamıştı. İşin aslını anlayabilmek adına dün gece bir jandarma ekibi köyü kontrole gitmiş fakat onlardan da henüz ses soluk çıkmamıştı. Merakı iyice perçinlenen amir, sabah ilk iş olarak en iyi adamını bu olay için görevlendirdi. Neler olup bittiğini birinci ağızdan duymak en doğrusu olacaktı.

Merak Salgını | Bilimkurgu Öykü Yarışması Seçkisi

Deniz ve ışığın sade teslimiyetine sabah kapısını çoktan açmıştı ki Evrim, içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışmaktan yorgun düştüğü gecenin kalıntılarını bir avuç suyla yüzünden sildi. Saat sabahın beşi dedi yelkovan ve akrep gayet habersiz bulundukları gerçekliğin içinden bir ses gibi yankılanarak algısında. Aynada gördüğü bir yüz bile yoktu artık. Vestiyere yaklaştı ve ayakkabısını alıp sokağa çıkmaya hazırlandı. Defalarca gördüğü bir filmin başrol oyuncusuydu kendi hayatında ona göre ve bu film o sabah her zamankinden daha bilindik geliyordu.

Kara Kaçak | Bilimkurgu Öykü Yarışması Seçkisi

Kır saçlı adam elini öyle sıkıyordu ki ağzına kadar dolu bardak kırıldı kırılacaktı. Parmaklarının eklemlerine sancı girene dek öylece kaldı. Akabinde nefes aldı, elini gevşetti ve bardağı masaya bıraktı. İçindeki çayın yüzeyi küçük bir el aynası gibi saksıdaki çiçekleri, sırığa dolandıktan sonra boyu uzadığı için yere doğru eğilmiş sarmaşığı, perdenin alışılagelmiş desenlerini yansıtıyordu.

Arkhe | Bilimkurgu Öykü Yarışması Seçkisi

Ayakucuma düşen tüm sevinç ve heyecanlarımı toparlamaya çalışırken ismimi duydum. Garip ve büyülü bir dünyaya adım atmama dakikalar kalmıştı.

Amerika'nın Oyunu | Bilimkurgu Öykü Yarışması Seçkisi

Radyodaki bütün kanallar, dünya genelinde yeni çıkan salgın ile ilgili yayın yapıyordu. “…Bence bu salgın, dünyanın sonunun yaklaştığının bir göstergesi-” diyordu bir radyo sunucusu.

Salgın Konulu Bilimkurgu Öyküleri | Öykü Seçkisi

Salgın konulu bilim kurgu yarışmamıza katılan 77 öyküden ilk 10'a giren öyküyü buradan okuyabilirsiniz

Umudun Mavisi | Anne Şiirleri Seçkisi

Fırtınalar taşırır bazen denizleri...

Fesleğen | Anne Şiirleri Seçkisi

Bir rüya görüyorum ya da süslü adıyla bir hülya...

Büyüdüm Seninle | Anne Şiirleri Seçkisi

Hayır, Yanlış biliyor herkes...

Bir İkindi Vakti | Anne Şiirleri Seçkisi

Dilim dolanır...

Anam | Anne Şiirleri Seçkisi

Âlem-i ervâhta bekledim durdum...

Sanatın Anne Hali | Anne Şiirleri Seçkisi

Yeteneğim olmadığı için çizmeye...

Anne Şiirleri | Şiir Seçkisi

Anne şiirleri şiir seçkisi

Yitik Kadın/Çocuk | Anne Şiirleri Kazananı

Çocukluğunu kaybettiği yaştaydı henüz O gür, siyah saçlarını örecek kimsesi olmadı...

Dem | Anne Şiirleri Kazananı

Bana seni anlat diyorlar Oysa...

Anne | Anne Şiirleri Kazananı

İnsan hep sonradan sevmelerde...