Veriyi Sil ve Kendini Yok Et | Bilimkurgu Öykü Yarışması Seçkisi



Veriyi Sil ve Kendini Yok Et

Evrende yaşaması muhtemel canlı formları ile iletişim kurmak için sonsuzluğun rastgele bir noktasından diğerine savrulan bir araştırma ekibinde görevliyim. Bildiklerimizin bir sınırı olduğunu kabul etmeyen ‘Zeta’ kuşağının yeni nesil yöneticileri biz bunakları uzaya göndermekte bir dakika bile tereddüt etmedi. Hepsine lanet olsun! Eskiden merak ve keşfetme dürtüsü o yeni yetmelerle özdeşleştirilirken, biz eski kurtlar nasıl oldu da kendimizi uzay boşluğunda bulduk anlaması zor. Neyse ki teknolojimiz bizi yüz elli yıl daha bu ‘CANAVAR’ denen aletin içinde hayatta tutacak yetkinliğe sahip. Ama aklımızı bu saçmalıktan koruyacak bir yöntem daha keşfedilmedi.

Ne kadar zamandır buradayız artık hatırlamakta zorlanıyorum. Bir gün ne kadar sürüyordu?

18 kişilik mürettebat olarak bu ileri teknoloji ile donatılmış Canavar’ın misyonunu tamamlamasından ve elde edilen bio-verinin gezegenimize gönderilmesinden sorumluyuz. Bir kaptanımız veya liderimiz yok. Ortak akılla uzay boşluğunda canlı izlerinin peşinde savruluyoruz.

Kendi yıldız sistemimizden çıktığımızdan beri inanılmaz zenginlikte madenlerle dolu yüzlerce gezegen ve gezegen benzeri yer inceledik- elimizdeki teknoloji ile gidilebilecek son noktaya kadar gidip hem enerjimizi hem de umudumuzu tükettik. Astroset toplantısında dönüş yolunun sonunda yeni bir yıldız sistemine uğramaya ve son olarak oraya da bir şans vermeye karar verdik. Ekibin en yaşlı üyesinin her toplantıda ‘uzayda evimize benzeyen bir yer olmalı’ demesinden; onu uzay boşluğunda bir başına bırakacak kadar çok sıkıldım. Yeni rotamıza herkesten çok sevinmemin tek nedeni artık dönüş yolunda olmamız ve gezegeni yöneten o yeni yetme kuşağa ‘bu boşlukta yalnız öleceğiz göreceksiniz!’ diyebilecek oluşumuz.

Kalkış zamanı uyarısı ile gözlerimi açtım. Belli belirsiz bir ses vardı kafamda- sanırım beyinciğe bağlı senkronizasyon sisteminde sorun var. Biyoçiplerden biri yine arıza yapmış olmalı. Son dönemde içinde seyahat ettiğimiz kendini yönetebilen bu Canavar’ın artık benim gibi heyecanını yitirdiğine emin olmaya başladım. Makinelerde duygu aramaya başlamak da iyi değil!

Biyoçip uyarısı:

-Yeni bir yıldız sistemine giriş yapıldı. Veri kaydı gerçekleştirildi. Herkeste sanki bir umut varmış gibi aynı telaş…Yapılan yüzlerce hazırlık- öğrenilen binlerce prosedür fakat sonuç evren kadar kocaman bir hiç! Oyalıyorlar bizi - geri dönmemizi istemiyorlar anlamıyor musunuz? Keşke bunları dışımdan da söyleyebilsem!

Tüm araştırma ekibi bir sisteme entegre olacak şekilde konumlandık. Bu yeni yıldız ve yörüngesindeki gezegenler ile ilgili bilgilerin tümünü Canavar bizim için ses veya dosya kullanmadan direkt beynimize aktarmaya başladı. ‘Canavar’ yeni yıldız sistemi ile ilgili veriyi yüklerken artık görme merkezime direkt yansıtılan görüntüsünü ve boyutsal büyüklüğünü algılayabiliyordum. Bizim yıldızımızdan büyük ve sıcak! Gezdiğimiz sistemlerden bir farkı yok. Yörüngesinde 8 gezegeni ve 5 cüce gezegeni var. Yeni bilgileri de kendi göz merceğim üzerine taktığım siber merceğimle tamamlıyorum. Veriler eşzamanlı aktıkça göz bebeğim de büyüyor.

Canavar’ın sesi:

-Canlı formları tespit edildi! Canavar koordinat ve bilgileri beynime yüklüyordu ama duymuyor ve algılamıyordum ilk cümleye takılmıştım. Canlı mı?

Canavar’ın beynime perçinlediği gezegenin görüntüsünü yaklaştırıyorum-sanki de tanıdık- eve mi döndük bu nasıl bir benzerlik böyle! Bunca zamandır aradığımızı dönüş yolunda bulmanın heyecanı ile her yerimde tarifi imkansız tuhaf bir heyecan hissediyorum.

Keşif izni için kendi gezegenimiz ile iletişime geçiyoruz. Haklı çıkmak için her şeyi ve herkesi ateşe atabilen bencil bir nesil ağızları sulana sulana izni veriyor ve bilmem kaç ışık yılı uzakta bizden gelecek haberleri bekliyorlar. Suratlarındaki o yırtıcı ifadeyi hayal edebiliyorum. Burada gerçekten de hayat varsa ve bir iletişim kurabiliyorsak eğer kahraman da olmak var işin sonunda.

Canavar, yeni gezegenin tüm haberleşme ağına ve uydularına aynı anda bağlandı ve keşif için bize elverişli rastgele bir nokta belirledi

Enlem: 30.4984,Boylam: 114.266 30° 29′ 54″ Kuzey, 114° 15′ 58″ Doğu

‘Canavar’ akciğer ve kas kapasitelerimizi uyumlu hale getirerek ses ve görüntü değişimini sağladı. Temel amacımız biyolojik iletişim ünitesini lider canlılara enjekte etmek. Ondan sonrası tamamen teknolojinin işi. Biyolojik özellikler- düşünceler- davranışlar gibi nice verinin toplanması ve işlenmesi tamamen bizim dışımızda.

4 kişilik bir ekiple sanki evimize varmış gibi görünen bu tanıdık mavi topa iniyoruz Sadece inip biyolojik çipi yerleştireceğiz o kadar. Neden bu kadar heyecanlıyım? Kafamdaki ses ben miyim yoksa Canavar mı anlamıyorum!

Gezegenin yıldız kaynağından ışık almadığı bir bölgesine kapsülle iniş yapıyoruz. Kapsüle atmosfer dışında bekleme emrini veriyoruz- hepimiz belli etmesek de dehşet içindeyiz.

Kafamdaki ses:

-Görüntü ve ses desteği aktif-iskelet ve kas sistemi uyumlu-komutlar yüklendi-ADIM AT’ Bizimkine benzer bir gezegende bize benzer canlı formu ile ilk temas için sinir ağına entegre kameralarımızı açtık. Etraf sessiz ve karanlık. Canlı yapımı geometrik desenli yapılar var. Yapıların içini görüyoruz-yatay düzlemde hareketsiz canlı formları. Canlılardan biri aslında kabuğu olduğunu düşündüğümüz yapıdan dışarı çıktı-tahmini uzunluk ve ağırlık bize çok yakın! Bir yandan Canavar lider canlıların anatomik verilerini beynimize yüklemekte-acele etmeliyiz, zamanımız yok!

Hızlıca paralizasyon kitini çıkarıp ateşledim- canlı yere yığıldığında beyinciğine bağladığım çip ile sorgulamayı başladım. Canavarın veri tabanını kullanarak dilsel çözümleme ile yarım yamalak da olsa bazı bilgileri alıp anlamlandırmaya çalışıyorum. Bu canlıya verdiğimiz madde sadece kas ve iskeleti paralize edip beynin REM uykusunun yaşattığına benzer bir deneyim sunuyor ona- beyin dalgaları uyanıkmışçasına aktif artık ve telepatik sorularıma uyanıkmış gibi cevap verebiliyor.

İlk sorduğum soruya cevap verdi: DÜNYA!

Ne tuhaf bi kelime! Demek bu yabancı gezegenin ismi Dünya. Bu canlının-ki dediğine göre insan türündeymiş-tüm anılarına ve yaşamı boyunca edindiği tüm bilgilere erişebiliyorum artık. Yıldızları büyük ve sıcak ama kendileri fiziken küçük ve zihnen az nöronlu!

Bu sırada Canavar’dan biyolojik çipi canlıya nasıl enjekte etmemiz gerektiği ile ilgili direktifler de alıyorum. DX57890 Prosedürünü başlat diyor Canavar bana.

Omurilik sıvısına enjeksiyon emri bu!

Canavar’a soruyorum: olası sonuçlar?

-Omurilik sıvısına giren madde dolaşım sisteminden Dünya zamanı ile 24 saatte sistemden dışarı atılacaktır. Canlı hasarı sıfır!

-Prosedür tamam! (çok rahatlamıştım)

Biyolojik çipi aktive ettikten sonra atmosferde bekleyen kapsülü çağırarak canavardaki bekleyişimize geri döndük. Gezegendeki yeni yetmelerle bağlantı kurmadan önce ilk verileri toplayacak olmanın dayanılmaz hazzı ile Astroset’in yapıldığı meydanda toplandık. Canavar’ın makine tabanlı ve organik olmak üzere 2 lobdan oluşan beyni duyguyu ve düşünce verilerini eşzamanlı işleyip bize aktarırken bir deneyin içinde yaşıyorduk sanki. 1 numaralı deneğimiz kendine geldiğinde biyolojik çip kusursuzca çalışıyor ve bu canlıyla birlikte gezegende bulunduğu bölgenin tüm ayrıntılarını, ekosistemi ile ilişkisini bize anlatıyordu. Dünya zamanı ile 24 saat sonra yeni bir denek bulmamız gerekeceğinden bu anların tadını çıkarıyorduk. Fakat aniden biyolojik çipten acil uyarı sinyali aldık. Bu da ne!

Canavar’ın uyarı sistemi aynı mesajı beynimde yankılatıyordu:

-Denek 1 anormal bulgu! organ hasarı başladı-ısı yüksek

-Denek 1 anormal bulgu! organ hasarı başladı-ısı yüksek

-Denek 1 anormal bulgu! organ hasarı başladı-ısı yüksek

Sorunu çözmedikçe Canavar da susmayacaktı-kafamın içindeki boşlukta susması için ona tüm gücümle bağırdım. ‘YETER!’

Analiz ekibi ile acil toplantı çağrısı aldım. Kafamdaki sesten kurtulmaya çalışırken geç kalmıştım. İçeri girdiğimde:

-Bizim yüzümüzden! diye bağrışıyorlardı.

Sizce bilinen adıyla Proxima Centauri_B’den getirdiğimiz biyolojik çipin üzerinde bizim gezegenimize ait çok ilkel bir virüs türü bu insanın hayati fonksiyonlarını bozuyordu. An be an kötüye gidiyordu üstelik! Her ekosistemde kendine özgü türler vardır ve bu türler birbiriyle yaşamayı öğrenmişlerdir. Gezegenimizde de bize hiç zarar vermeyen hatta varlığını bile unuttuğumuz bu tür bu canlıya ciddi zararlar veriyordu.

Biyolojik çipin organ ve sistem organ ve sistem düzeltme prosedürünü çalıştırsak da işe yaramadı. Virüs; omurilik sıvısı dışına çıkarak organları birer birer çökertmeye başlamıştı. Ne yapılacağı hakkında ana gezegenden yardım istedik. Ama bizi oyalıyorlardı bunu anlamıştım1 Bizden hala çok uzakta olan yeni yetmeler keşif için birkaç Dünya günü daha orda kalmamızı emrettiler- tek bir canlının olası ölümü bu keşfin öneminin yanında çok anlamsız bulunmuştu. Bekledik. Başka koordinatlarda tekrar bir denek bulmak için harekete geçtiğimizde aynı sonuçla karşılaşmamak için biyolojik çipin steril olduğundan emin olduk. İkinci denekte çip sorunsuzca çalıştı. Hiçbir bulaşma yoktu. Her gün yeni bir koordinatta yeni bir denek şeklinde tam 14 dünya günü deneylere devam ettik. İnsan denen canlıyı ve yaşadığı gezegeni tüm detayları işe öğrendiğimizde ne yazık ki ilk deneğin vücudu iflas etti. Kendisiyle birlikte yaşadığı sürede 2860 kişiye de virüs bulaştıran 1 numaralı denek korkunç bir salgının başlangıcı olmuştu. Dünya üzerinde beş milyardan fazla kişi enfekte oldu ve deneyi bitene kadar yedi yüz elli milyon insan öldü. Gittikçe de yaylıyordu-önünü alamıyorduk. Yüzyıllardır var olan ve bizim neslin çoktan bağışık olduğu türden bu virüs için bir tedavimiz yoktu, dolaşım sistemimiz insana yakın özelliklerde olmadığından mevcut teknolojimizle iyileştirme prosedürü de bulamamıştık. Bize verilen son görevde bu evrende medeni bir canlı bulmuşken şimdi bu cinsin kitlesel ölümüne belki de yok olmasına neden oluyorduk.

Ana gezegenden mesaj: -Deneyi sonlandırın- koordinat ve verileri yedekleyin- dönüş prosedürüne geçin!

Tüm veriler bizim beynimizden Canavar a aktarılarak görevimiz sona erecek ve eve dönecektik. Bu kadardı işte-yok edip gidecektik!

Anladım ki bu bir araştırma görevi değildi. Bu bir bul ve yok et göreviydi. Kahrolası piçlerin stratejisi buydu tabi! Dünya bizim için yedek bir yaşam alanı olacaktı artık!. Tıpkı dünyalıların kendi gezegenleri içinde yaptığı gibi biz de kendi gezegenimizin ekosistemini bozuyorduk gün be gün! Ve ne yazık ki Evren de fırsatçılarla doluydu bizim gibi! Hepimiz için bir canlının hayatı ile oynamak yeni bir yaşam alanından daha değersizdi!

Zihnim zaten uzun süredir karışıktı ve belli ki artık işe de yaramıyordu o koca kafam! Kendimden ve uğruna çalıştıklarımdan da nefret ediyordum. Canavar’ın imha edilmesi ve tüm verilerin silinmesi gerekiyordu. Yeni yetmeler bu yeni oyuncaklarına kavuşmamalıydılar.

Ana güç odasına bağlanarak benden geriye kalan 17 kişinin bağlantılarını tek tek kestim. Canavar’ın enerji yükleme istasyonuna bombayı yerleştirdim. Kendimi kahraman ilan ettim belki de hayatımda ilk kez! Ölümüm Zeta kuşağının umurunda olmasa da bu boşlukta o açgözlülerin talan etmesi için başka bir Dünya daha arayamayacağım! Canavar’a son komutumu verdim:

‘VERİYİ SİL ve KENDİNİ YOK ET!’

Anıl Çetinel Örselli


Benzer İçerikler: